Cesur ve Özgür Ruhların iç Sesi: Postmodern Stil

Postmodern Stilin Doğuşu

Yeni eklektik mimari olarak da tanımlanan ve II. Dünya Savaşı sonrası kendini göstermeye başladığı varsayılan Postmodern mimari , ‘modernizm sonrası, ötesi’ anlamına gelir ve kendinden bir önceki akım olan modernizmi sorgulayarak ve farklılaştırarak eleştirel biçimde kendi yolunu çizer. Yalnızca mimaride değil, felsefe ve edebiyatta da karşımıza çıkan bir sanat akımının temsilidir.

1950’lerde, savaş sonrası yıkım ve değişimin baş göstermesiyle birlikte, savaşın soğuk etkisinden kurtularak gündelik hayatına devam etmeyi amaçlayan toplum, kendini tüketim çılgınlığının içinde buluverir. Daha rahat ve konforlu bir yaşam düşleyen toplum, dönem yayınlarının da etki ve farkındalığıyla sınırlarını kendinin belirleyebileceği, gelenekselin ötesinde bir yaşam arayışının izinden giderek kendi mekanlar bütününü oluşturabileceği ev hayatına yönelir.

Canlı, Renkli ve Başkaldıran…

Modernizmin aşılamaya çalıştığı nesnel, basit, yalın yaklaşımın aksine postmodernizm daha karmaşık, özgür ve hatta subjektif olarak değerlendirilebilir. Risksiz ve uyumlar bütünü olan modernist yaklaşıma kıyasla daha ‘benzemez’ şeylerin bir araya getirilmesiyle oluşan uyumu da simgeler.

Modern mimarlık akımının öncülerinden Mies Van Der Rohe’nin meşhur ‘‘less is more’’una (az çoktur)  karşılık, Postmodern mimarlığın kutup yıldızlarından Robert Venturi’nin ‘‘less is a bore’’ (az sıkıcıdır) deyişi, akımı açıklar nitelikte.

Venturi’nin annesi için tasarladığı, Postmodern mimarinin ilk adımlarını oluşturan ve inşaası 1964 yılında tamamlanan Vanna Venturi Ev’i hem sade hem de alışılagelmişin dışında bir cepheye sahiptir. Eğimli çatısı eve çocuksu bir hava verirken, iç mekan tasarımı modern mimarlıktaki fonksiyonel elemanların aksine görsel kaygılarla tasarlanmıştır. Ev;  desteksiz kemer, sahte baca, büyük ölçekli şömine ve hiçbir yere götürmeyen merdivenle modernizme adeta meydan okur.

Günümüzde, iç mekan tasarımında ve dekorasyon ürünlerinde de varlığını kabul ettirebilmiş olan postmodern stil, kişinin iç karmaşasının dışa vurumu olarak, özgür ruhlu ve başına buyruk dünyaların temsili olarak düşünülebilir. Gündelik hayata indirgenebilecek eğlenceli ve farklı bir dekorasyon tarzına dönüşebilir. Beklenmedik ve dikkat çekici odaklarla stile vurgu  yapılabilir.

 

Uyumsuzluğun uyumundan doğan Postmodern stilde esas olan zıtlıklarla bir bütün oluşturabilmektir. Cesur renkler, rahatsız edici desenler, göz alıcı aksesuarlar, yaratmak istenilen stili kuvvetlendirir. Düzen ya da simetri, bu stile dahil değildir.

Sıra dışı şekillerdeki puflar, kıvrımlı lambaderler ve farklı renklerdeki kırlentlerle postmodern stili yaşam alanınıza taşıyabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

Canlı renkler bu stilin olmazsa olmazlarından. Seçilen dekorasyon ürünlerinde kullanılan turuncu, kırmızı, sarı ve yeşil renkler seçtiğiniz mekanı bu tarza bir adım daha yaklaştıracaktır. Renklerle birlikte kullanılan geometrik şekiller Postmodern stilin ayırt edici özelliklerinden. Berjerler, tablolar ve aydınlatma ürünlerinde geometrik desenler tercih edilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Herkes biraz Postmoderndir, bırakın iç dünyanız dışa vursun…